ALİ FURKAN ALTINDAĞ’IN

GELİŞİM EVRELERİ

 

Doğum: 17 Şubat 2003’te Aydın SSK Hastanesi’nde saat 19.30’da doğdu. Yaklaşık 1 saat sonra doğumhaneden çıkarılan Furkan, servise getirilince hiç ağlamadı.

42 cm boyunda, 2,800 gr ağırlığında ve 17 gün erken doğdu.

0-30 gün: Hızlı bir şekilde gelişmeye başladı. 1 hastalıkken 3,100 grama ulaştı. 15 günlükken boynunu çevirip, ayaklarını kasarak, basmaya çalışıyordu. Biz de 20 -25 günlükken koltuk altlarından tutup, yürütüyor gibi yapmaya başladık. Fıtık olunca hep aklıma acaba erkenden ayaklarının üzerine bastırıp, yürütüyor gibi yaptığımızdan mı kaynaklandı diye düşündüm. Çok uslu ve düzenli bir bebekti. Her gece 2,5-3’er saat arayla kalkar, emme işlemini tamamlar ve tekrar uyurdu. Uyanınca sadece mızlar (ağlamaz), biz de hemen emzirir veya altını değiştirirdik. Dişleri çıkıncaya kadar (7–8 aya kadar) toplam ağlaması 3 saat yoktur. Bu süre içinde sarılık oldu, fıtık ameliyatı geçirdi, sünnet oldu. Hastanedeki saatlerini bilmiyoruz ama dışarıda gerçekten çok az ağladı.

1-6 aylık dönemi: Bu süreçte en öne çıkan gelişmesi fıtık ameliyatı olması. Ameliyat sonrasında eve getirdiğimizde 8 saat uyudu. Arada bir yüzüne doğru eğilip, soluk alıp almadığını kontrol ederdik. Altı aylıkken emeklemeyi başardı. Çok konuşkan bir bebekti. Ağzı hiç durmaz, sanki bir şeyler anlatıyormuşçasına hareket ederdi. 3 aylıkken ağzını kapatıp, ağlama sesi ile baba sesi çıkardık. Bundan sonrasını kendisi yardımsız hep söyledi. Onun için bir oyun oldu aslında. Evde tek çocuk olduğundan sessiz bir ortama alışmasın diye televizyonun veya müzik setinin sesini çok fazla açardık. O da o gürültü arasında uyurdu. Tıbbi boyutunu bilmem ama sonraları bunun çok faydasını gördük. Uykusu gelince ses hiç fark etmez uyur ve küçük çaplı gürültülerde de hiç uyanmazdı. Çok güler, hatta kahkaha atardı. Banyo yapmak en sevdiği şeylerdendi. Çok girişken ve sıcakkanlı idi. Karnı tok ve altı kuru olsun ne annesini ne babasını aramazdı.

6 ay – 1 yaş dönemi: 8 aylıkken koltuk kenarlarına tutunarak yürüyebiliyordu ancak tek başına yürüyebilmesi 10. ayını buldu. Bu dönemde (2004 yılbaşı gecesi) ayağa kalkarken sendeledi ve sobaya tutunmaya çalışırken eli yandı.

1 yaş - 2,5 yaş dönemi: Yürüme ve konuşma becerileri bu dönemde hızlı gelişme gösterdi. Sendeleyerek yürüyen Furkan, 2-2,5 yaş döneminde 70-80 cm yüksekliklerden yere atlayabiliyordu. Kendi başına devrik de olsa cümle kurup, konuşabiliyor, istek ve şikayetlerini ifade edebiliyordu. Bunların da öğrenme ve merak duygularıyla birleşince; karşımıza yaramaz diye nitelendirdiğimiz bir çocuk çıktı. Çevremizdeki bazı tanıdıklar bu yaramazlık düzeyine bakıp hiperaktif olduğunu söylediler. Bir süre itibar etmedik. Zamanla yaramazlıkları artınca psikologa götürdük. Uzman Çocuk psikologu gayet normal olduğunu, hiçbir probleminin olmadığını söyledi. Bu dönemde kreşe başladı. Şimdi kreşe alışma evresinde. Kreşe gitmeyi, parka gitmek, bazen de okula gitmek olarak algılıyor.

 

SON GELİŞMELER

 

11:12:2005: İkinci kreşe başlayalı 1 ay oldu. Önceki kreşteki sorunların şimdilik hiç birini yaşamadık. Artık şarkı söylüyor, yeni şeyler öğreniyor. Enerjisi hala bitmek tükenmek bilmiyor. Boy:97 Kilo:17

12:09:2005: Kelimeleri daha iyi çıkartıyor ve haznesi hızla artıyor. Kreşe başladı. Ağlamayı öğrendi. Çok çirkin ağlıyor.  Boy:96 Kilo:16

18:07:2005: Kelime haznesi ve yaramalığı hızla artıyor. Boy:95 Kilo:16 Ten rengi bronz. (Tatile gitti de)

30:05:2005: Yemek yemesi ve uykusu gayet düzenli. Kelime dağarcığı 293 adet (söyleyip, anlamını bildiği kelimeler). Bunun yanı sıra söylediğiniz tüm kelimeleri biraz değiştirerek de olsa tekrar edebiliyor. Yaramazlıkta sınır tanımıyor. Çok enerjik. Boy:94 cm Kilo:16

 

           PEDAGOJI
 
Çocuk dediğin; uslu oturur.
Çocuk dediğin; büyüklerin sözünü dinler.
Çocuk dediğin; her lafa karışmaz.
Çocuk dediğin; ``yapma`` deyince yapmaz.
Çocuk dediğin; ``yat`` deyince yatar.
Çocuk dediğin; önüne konulanı yer.
Çocuk dediğin; yeni icatlar çıkarmaz.
Çocuk dediğin; ders çalışır.
Çocuk dediğin; dik kafalılık etmez.
Çocuk dediğin; çok soru sormaz.
Çocuk dediğin; karşılık vermez.
Çocuk dediğin; paylanınca önüne bakar.
Çocuk dediğin; evi dağıtmaz.
Çocuk dediğin; her şeyi istemez.
Çocuk dediğin; her duyduğunu söylemez.
Çocuk dediğin; anasından babasından korkar.
Çocuk dediğin; ``simdi seni gebertirim`` deyince sus pus olur.
Çocuk dediğin; her önüne gelenle oynamaz.
Çocuk dediğin; büyüklerini üzmez.
Çocuk dediğin; ikide birde zırlamaz.
Çocuk dediğin; büyüklerin vurduğu yerde gül biteceğini bilir.
Çocuk dediğin; ağaca da çıkmaz.
Çocuk dediğin; kapının önüne çıkar.
Çocuk dediğin; durmadan ıslık çalmaz.
Çocuk dediğin;  yemekten önce kiraz yemez.
Çocuk dediğin; hep top peşinde koşmaz.
Çocuk dediğin; kus peşinde de koşmaz.
Çocuk dediğin; kız peşinde hiç koşmaz.
Çocuk dediğin; büyüklerin bir dediğini iki ettirmez.
Çocuk dediğin; zırt pırt televizyonu açmaz.
Çocuk dediğin; söylenen isten kaçmaz.
Çocuk dediğin; anasının babasının odasını açmaz.
Çocuk dediğin; kapı çalınınca koşar kapıyı acar.
Çocuk dediğin; insanin tepesine binmez.
Çocuk dediğin; aksama kadar bisiklete de binmez.
Çocuk dediğin; kimsenin dalına basmaz.
Çocuk dediğin; ıslak yerlere de basmaz.
Çocuk dediğin; sofrada adam gibi oturur.
Çocuk dediğin; büyüklerin yanında oturmaz.
Çocuk dediğin; haytalık etmez.
Çocuk dediğin; çocukluğunu bilir.
Çocuk dediğin; saygı sevgi bilir.
Çocuk dediğin; dersini de bilir.
Çocuk dediğin; insanin kafasını şişirmez
Çocuk dediğin; pırtlatmak için avurdunu şişirmez.
Çocuk dediğin; çok gülmez.
Çocuk dediğin; çağrılınca gelir.
Çocuk dediğin; yemek saatinde eve gelir.
Çocuk dediğin; yüzüne bakılınca kendine gelir.
Büyüklere gelince... Onlar büyüktür, her şeyi yapabilirler.
Ve çocuklar yaşlanıp ölünceye dek, her şeyi sadece
Büyüklerin yapabileceğine inanarak yasarlar.
Çetin ALTAN 14 Haziran 1985

BÜYÜKLÜKTEN İSTİFA MEKTUBU

Bu belge ile resmi olarak yetişkinlikten istifa ettiğimi bildiririm. Tekrar 8 yaşın tüm sorumluluklarını kabul etmeye hazırım.
Yağmur sonrası çamurlu sularda tahta parçası yüzdürmek, kayalarda yürümek istiyorum.
Çikolatanın paradan daha iyi olduğunu çünkü daha tatlı ve yenilebilir olduğunu düşünmek istiyorum. Sıcak bir yaz gününde bir meşe ağacının gölgesinde oturup arkadaşlarımla limonata satmak istiyorum. Hayatın daha basit olduğu zamana dönmek istiyorum.

Bütün bildiğin, renkler, çarpım tablosu ve ninniler ama bu kadar az bilmek seni rahatsız etmiyor çünkü ne bilmediğini bilmiyorsun ve umurunda da değil. Bildiğin tek şey mutlu olmak, çünkü seni üzecek veya kızdıracak şeylerden tamamen bihabersin.

Dünyanın adil olduğunu, herkesin iyi ve dürüst olduğunu düşünmek istiyorum. Her şeyin mümkün olduğuna inanmak istiyorum. Yaşamın karmaşıklığını unutup, yeniden küçük şeylerden fazlasıyla heyecanlanmak, zevk almak istiyorum. Tekrar basit yaşamak istiyorum.

Günümün, bilgisayar arızaları, kâğıt yığınları, üzücü haberler, bankada para olmadan ay sonunu getirme kaygıları, doktor faturaları, dedikodu, hastalık ve sevdiklerin kaybedilmesinden ibaret olmasını istemiyorum.

Aşkın varlığını (daha doğrusu yalan olduğunu) bilmek dahi istemiyorum.
Gülümseme, kucaklaşma, tatlı bir söz, doğruluk, adalet, barış, rüyalar, hayaller ve kardan adam yapmanın gücüne inanmak istiyorum.  İşte, çek defterim ve arabamın anahtarları, kredi kartlarımın ekstreleri, gelir belgelerim. Resmi olarak yetişkinlikten istifa ediyorum.
Eğer bu konuda benimle daha fazla konuşmak istiyorsanız, önce beni yakalaman lazım, çünküüüü;

Ebeee, elim sendeeeee!

Abraham Lincoln’ın Oğlunun Öğretmenine Yazdığı Mektup

 

“Öğrenmesi gerekli biliyorum; tüm insanların dürüst ve adil olmadığını, fakat şunu da öğret ona:

Her alçağa karşı bir kahraman, her bencil politikacıya kendini adamış bir lider vardır. Her düşmana karşı bir dost olduğunu da öğret ona. Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen, kazanılan bir doların, bulunan beş dolardan daha değerli olduğunu öğret. Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve kazanmaktan neşe duymayı. Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu. Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret ona. Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını...

 Eğer yapabilirsen; ona kitapların mucizelerini öğret. Fakat ona; gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği zamanlar da tanı... Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona. Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi... Nazik insanlara karşı nazik, sert insanlara karşı sert olmasını öğret ona.

Herkes birbirine takılmış bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluma. Tüm insanları dinlemesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret...

Eğer yapabilirsen üzüldüğünde bile nasıl gülümseyebileceğini öğret ona. Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret. Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret ona ve aşırı ilgiye dikkat etmesini... 

Ona, kuvvetini ve beynini en yüksek fiyata satmasını, fakat hiçbir zaman kalbine ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret. Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret. Ona nazik davran ama onu kucaklama. Çünkü; ancak ateş çeliği saflaştırır. Bırak sabırsız olacak kadar cesaretine sahip olsun, Bırak cesur olacak kadar sabrı olsun.

Ona her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret. Böylece insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacaktır...”

 

LİNKLER

 

Milli Kütüphane        Aile Araştırma Kurumu             Anne ve Bebek Sağ.Vakfı         T.C. Kimlik No          Vergi Numarası

Tüm Tük. Kor. Der.   Telefon Rehberi                            Askerlik Yoklaması                        Çocuk Hakları          Çocuk Oyun Mrk.

                                                                                                Google Arama Motoru                                 

 

Anne Saafa

Yesimyeyim

Bilebildikkyeyim

Muziplikleri

Diyeyleyi